(CNN televizyonunda).Muhabir soruyor:
“Efendim bu hadisenin arkasında PKKmı var acaba?”
Ecevit’in cevabı:
“Sanmıyorum.”
Bugün 17 Ağustos. Marmara depreminin üzerinden altı yıl geçmiş. Geçen gün, Haydarpaşa limanının yeni tanzimi ve buna bağlı olarak İstanbul’da yapılması planlanan değişikliklere dair bir belge okuyordum. “Küreseller”, İstanbul’da, falan tarihle filan tarih arasında olması beklenen büyük İstanbul depreminden sonra şehre yeni bir “dizayn” uygulayacaklarmış. Bu “öngörü” çok düşündürücü idi. Ben de düşündüm, ister istemez.
*
O günlerde “SiyasetMeydanı” adlı programda konuşan depremzede bir kadın şöyle demişti:
“O gece ne olduğunu bilmiyorum, bildiğim bir şey var ki, bu, depremden farklı bir şeydi.”
Gene dikkat çekici bir konuşma. Başbakan Bülent Ecevit’le bir gazeteci arasında geçiyor. Depreme dair konuşuyorlar (CNN televizyonunda).Muhabir soruyor:
“Efendim bu hadisenin arkasında PKKmı var acaba?” Ecevit’in cevabı:
“Sanmıyorum.”
Yani, “olabilir de ama, değil!” anlamında bir cevap. Oysa Ecevit’in bu soruya cevabı:
“Depremle birilerinin ne alâkası olabilir, saçmalamayın” olmalıydı.
*
Bir iddiaya göre, depremden hemen önce Gölcük’ten Avcılar’a kadar yayılan geniş alanda bir “ateş topu” görülmüştü.Buna, uygun bilimsel bir açıklama yapılamadı. Kimine göre Ruslar bomba patlatmıştı, kimilerine göre Yugoslavya’ya atılan bombalarla yer kabuğunun dengesi bozulmuştu.
Bu arada, Future Tımes’ta bir “dizi” yayınlandı. Bu senaryoya göre San Andreas fay hattında meydana gelebilecek büyük bir depremin ABD ekonomisine büyük bir zarar vereceği düşünülmüş ve yer kabuğundaki değişimleri takibeden ABD’nin, daha deprem oluşmadan tektonik katmanlar arasında artan basıncı değişik noktalardan patlatıp boşaltarak büyük depremi küçük depremlere dönüştürmesi planlanmıştı.
*
Geçen yıl yazdığım iki makalede Sırp asıllı bilgin Nicola Tesla’nın “düşük frekanslı elektromanyetik ışınımla yüksek enerji nakli taktiğini” anlatmıştım. Bu yazılar yeni çıkacak olan “Statükocu Dana” adlı kitabımda yer alıyorlar.
Hem Ruslar hem Amerikalılar bunu bir silâh olarak kullanmanın yöntemini arıyorlardı. Böylece çok uzaktan, hatta uzaydan, geniş alanlarda tahribat yapabilmek mümkün olacaktı. Pentagon, yıllardır üzerinde çalıştığı bu prajeyi “barışçı” (!) bir deprem indergeme sistemine uygulamaya çalışıyordu. Böylece tepkileri azaltacak ve fonlama devamlılığını sağlayacaktı. Proje önce Avustralya’nın çıplak ve tenha bölgelerinde denendi. Daha sonra sıra deprem bölgelerine geldi. Değişik zamanlarda Kafkaslarda, Okyanus tabanında, Güney Amerika’da Ant dağlarında tektonik uyarılar verilmek suretiyle “endüktif deprem oluşturma” konusunda büyük adımlar atıldı.
Bu araştırmalar Amerika’da, HAARP ve diğer askeri tesislerin kumanda merkezlerinde yürütülüyordu. Bu arada Japonya, Türkiye ve benzeri deprem bölgelerinde sismik ağ şebekeleri kurularak bu bölgelerin tektonik verileri dakika dakika bilgisayarların kayıtlarına gönderilmeye başlandı.
*
Olayı yakından izleyenler, depremden hemen sonra Türk Telekom’un Türkiye’nin sismik bilgilerini Pentagon’a ileten NATO üssünün, iletişimini kestiğini, bunun gazetelerin en göze görünmez köşelerinde, en küçük harflerle yayınlandığını gördüler veya gözden kaçırdılar. ABD’nin asıl hedefi, Kuzey Anadolu’daki fay hattındaki deneyden elde edeceği deney ve bulguları SANANDREAS fay hattına uygulamaktı.
Söylendiğine göre İsrailli uzmanlar gerekli makine ve techizatı denizaltılarla ve gizlice, deniz üstüne taşıdılar. Yeraltı, denizaltı korunaklarına bunlar kuruldu. Bizimkiler bunun ayrıntılarını bilmiyorlardı ve deneyin başarılı olacağından ümitli olunduğu için zaten işi kimse farketmeyecekti.
“Gece Şahini” tatbikatı tam gece 3’te başladı. Oluşturulan muazzam enerjiyle Marmara’nın altındaki tektonik tabaka zayıf yerlerinden kırılıp aylardır oluşan basıncın dışarı atılmasına sıra geldi ve o dakikada olanlar oldu.
*
Bu durumda çantalardan çıkan Q planı uygulamaya konuldu ve o bölgedeki haberleşme ve elektrik enerjisi durdurduruldu. Cumhurbaşkanı dahi, sabahleyin, “Benim de telefonum kesikti” gibilerden garip bir açıklama yaptı.
O gece orda kaç İsrail askerinin öldüğünü kimse bilemedi. Kimse de çıkıp İsrail askerlerinin o gece orda ne işi vardı diye sormadı. O geceki devir teslim töreni uluslararası bir tören değildi ki!
Kaynak : Milligazete