Bu haber 16 Ekim 2011, Pazar 16:02:40 tarihnde eklendi. 99 kez okundu.
AB ile aramızda uzun süren bir aşk hikayesi var
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye’nin AB ile uzun süren bir aşk hikayesi olduğunu belirterek, "Onlar bizi 40 yıl kadar antrede tuttular. Ondan sonra masaya davet ettiler. Masada da işler çok yavaş yürüyor. AB çok isteksiz bir ortak olarak hareket ediyor" dedi.
ÅžimÅŸek, Koç Üniversitesi’nin ev sahipliÄŸinde Fordham Üniversitesi tarafından düzenlenen, "JeopolitiÄŸin İş Dünyası Üzerindeki Etkileri" baÅŸlıklı uluslararası konferans kapsamında yaptığı "Türkiye Ekonomisine Genel Bakış" konulu konuÅŸmasında, Türkiye’nin bulunduÄŸu bölgede çok olumlu bir demografiyle yer aldığını, ortalama yaşın 28 olduÄŸunu ve 18 milyon öÄŸrenci bulunduÄŸunu anlattı.
Bu genç nüfusun iyi eÄŸitilmesi ve istihdam imkanı sunulmasının ülkenin kiÅŸi başına gelir seviyesini yükseltmek için en önemli avantaj olduÄŸunu ifade eden ÅžimÅŸek, verimliliÄŸi artırmak için de büyük çaba gösterdiklerini söyledi.
Hükümetin birincil önceliÄŸinin eÄŸitim olduÄŸunu ancak geçmiÅŸte böyle yapılmadığını, 25 yaÅŸ üstü nüfusun ortalama 6,5 yıl okula gittiÄŸini, bunun çok düÅŸük bir seviye olduÄŸunu anlatan ÅžimÅŸek, ülkede temel eÄŸitimi 8 yıla çıkardıklarını ve eÄŸitim bütçesini 5 kat artırdıklarını kaydetti.
Türkiye’nin daha rekabet edebilir olmasını saÄŸlamaya çalıştıklarını ve fiziksel alt yapıya yatırım yaptıklarını ifade eden ÅžimÅŸek, 79 yılda 57 hükümet döneminde 6 bin kilometre karayolu inÅŸa edilirken, kendilerinin buna son 8,5 yılda 14 bin kilometre ilave ettiklerini belirtti.
ÅžimÅŸek, araÅŸtırma ve geliÅŸtirmeye yoÄŸunlaÅŸtıklarını dile getirerek, 8,5 yılda kiÅŸi başına milli geliri 3’e katladıklarını, milli gelirin 10 bin doların üstüne çıktığını, ülkede hayatta kalma süresinin 4 yıl arttığını anlattı.
Yerelde ve dış piyasada Türkiye’nin rekabet gücünü artırmak için çalıştıklarını kaydeden ÅžimÅŸek, ÅŸöyle konuÅŸtu: "Türkiye, geniÅŸ çapta ithal edilen enerjiye dayalıyız. DoÄŸalgazın yüzde 99’unu, petrolün yüzde 95’ini ithal ediyoruz. Bu büyük bir fatura oluyor. Türkiye için geçen yıl ortalama petrol fiyatı varil başına 70 dolardı ve biz ithal edilen petrol için 37,2 milyar dolar ödedik. Enerjide uzun vadede dışa bağımlılığı azaltmak için çaba harcıyoruz. Nükleer enerji konusu tartışmaya açık durumda.
Nükleer enerjiyi düÅŸünmeye mecburuz. Hidroelektrik ve rüzgar kaynaklarını kullanmak zorundayız. Gelecekte pratik ve ekonomik olduÄŸu için güneÅŸ enerjisini de daha fazla kullanmalıyız. Bizde kömür var ama kalitesi kötü. İthal enerjiye dayalı olmanın önemli zorluk ve problemleri var. Çinliler, daha kolay alınabilir güneÅŸ panelleri üretebilirler. Bu bakımdan Türkiye’nin iyi bir kaynağı var, özellikle güney ve güneydoÄŸu Bölgesinin tutarlı, güçlü, güneÅŸli bir iklimi var.
Bu 10 ay devam ediyor. Gelecekte böyle bir potansiyeli de kullanabiliriz." -"AB İLE UZUN SÜREN BİR AÅžK HİKAYESİ VAR"- Maliye Bakanı ÅžimÅŸek, ülkenin geliÅŸmesi ve büyümesi için daha fazla dışarıdan finansmana gereksinim bulunduÄŸunu ancak baÅŸarılı olunması ve deÄŸer zincirinde yukarı doÄŸru yükselinmesi ile daha çok istihdam saÄŸlanması durumunda bağımlılık oranının düÅŸeceÄŸini anlattı.
Türkiye’nin AB ile uzun süren bir aÅŸk hikayesi olduÄŸunu belirten ÅžimÅŸek, ÅŸunları söyledi: "Onlar bizi 40 yıl kadar antrede tuttular. Ondan sonra masaya davet ettiler. Masada da iÅŸler çok yavaÅŸ yürüyor. Bizim ortaklık anlaÅŸmamız 1963 yılına kadar gidiyor. Katılım görüÅŸmeleri kararı 2004 yılında alındı ve görüÅŸmeler 2005’te baÅŸladı. AB çok isteksiz bir ortak olarak hareket ediyor. Biz AB’ye bakıyoruz, ona yüzümüzü döndük. Bizce AB, Türkiye’deki politik, ekonomik ve sosyal alanda deÄŸiÅŸikliÄŸi sürdürecek, teÅŸvik edecek bir etki gibi görülüyor.
Aslında dışarıdan bakıldığında Türkler buna tutkulu gibi görülüyor. Biz gerçek bir dönüÅŸüm yoluna girdik. Türkiye, bu zaman kuÅŸağı içinde en büyük dönüÅŸüm hikayesini gösteriyor.Avrupa’nın 6., dünyadaki 16. büyük ekonomiyiz. Bir deÄŸiÅŸim hikayesi geçiriyoruz. Küresel yatırımcılara, ’Türkiye’de yatırım yapacak olursanız, tipik bir geliÅŸen, büyüyen, pazar etkilerini alırsınız’ diyoruz."
-"TÜRKİYE, ELİNDEN GELENİ YAPACAK"-
Bakan ÅžimÅŸek, Türkiye’nin AB’ye üye olmak için elinden geleni yapacağını belirterek, "Bu ülke politik, sosyal ve ekonomik olarak dönüÅŸüm yaÅŸayacak.
Birinci sınıf temel haklara, demokrasiye, özgürlüklere ve kurumlara eriÅŸelim.
AB’ye üye olup olmamak ikinci sırada geliyor ama üye olmak için ne gerekiyorsa o deÄŸiÅŸikliÄŸi yapacağız. Onlar için iyi olan ÅŸey bizim için de iyidir" dedi.
Avrupalı meslektaÅŸlarına "Aslında bizim üzerimizde serbest bir opsiyonunuz var. Neden bunu uygulamaya geçirmiyorsunuz?" diye sorduÄŸunu anlatan ÅžimÅŸek, ÅŸu deÄŸerlendirmede bulundu: "Son dakikaya kadar düÅŸünebilirsiniz. Bırakın biz her ÅŸeyimizi düzene sokalım. Avrupa’nın bize ihtiyacı var. Türkiye’nin Avrupa’ya ihtiyacından ziyade Avrupa’nın Türkiye’ye ihtiyacı var. Ben buna yüzde 100 güveniyorum. Avrupa geliÅŸen piyasalara karşı rekabette yer kaybediyor. Büyük küresel bir aktör olarak geriye kayıyor. Türkiye belirli bir seviyeye kadar Avrupa’yı dinamik bir bölge gücü olarak tutmaya yardımcı olabilir.
Türkiye Avrupa’ya daha güçlü küresel bir ses olması için yardımcı olabilir. Dünyanın bu bölgesinde Türkiye’nin güçlü baÄŸları var. Türkiye, Avrupa’ya medeniyetler arası diyalogda da yardımcı olabilir. Dünyadaki enerji arzının yüzde 60-70’i Türkiye’nin doÄŸusunda ve kuzeyinde. En büyük tüketici ise Avrupa." Türkiye’nin bu deÄŸiÅŸiklikleri AB’ye girmek için deÄŸil, doÄŸru olduÄŸuna inandığı için yaptığını belirten ÅžimÅŸek, "Sürekli ’Sizi sevmiyoruz’ diyorlar.
Biz de ’Ne olursa olsun yapacağız’ diyoruz. Nihai olarak bu çözülecek ve adaylığımızı kabul edecekler" ÅŸeklinde konuÅŸtu.
ÅžimÅŸek, Türkiye’nin yakın dönemde Orta DoÄŸu ve Kuzey Afrika ile iliÅŸkilerini geliÅŸtirmeye odaklandığını belirterek, bazı insanların bunu "Yeni bir Osmanlı ruhunun ÅŸahlandırılması" gibi nitelendirdiÄŸini ama öyle olmadığını, son derece pragmatik, yalın, doÄŸrudan gerçekleÅŸtirilen bir iliÅŸki olduÄŸunu anlattı.
Modern, çaÄŸdaÅŸ, laik, demokratik ve batılı dostlarla barış içinde yaşıyor almanın, diÄŸerleriyle kötü olmak anlamına gelmediÄŸini ifade eden ÅžimÅŸek, "Biz istikrarlı, daha demokratik ve yüksek refah seviyesine sahip bir Orta DoÄŸu istiyoruz. Bundan en çok fayda görecek olan ülke biziz" dedi.
ÅžimÅŸek, Orta DoÄŸu ve Kuzey Afrika ülkelerinde yaÅŸanan olaylardan kısa vadede etkilenileceÄŸini ama uzun vade konusunda iyimser olduÄŸunu söyledi.
Türkiye’nin 2009 ve 2010 yıllarındaki ekonomi politikaları hakkında bilgi veren ÅžimÅŸek, ÅŸöyle konuÅŸtu: "Orta ve uzun vadede rakamlar çok iyi olduÄŸu için büyümeyi sürdüreceÄŸiz.
Her ne kadar ÅŸu aralar çok sıkı bir ÅŸekilde bazı ÅŸeyleri yavaÅŸlatmaya çalışsak, ortalamaya çekmeye çalışsak da bunu da baÅŸaracağız. Bir yandan sermaye akışı ile ilgili düzenlemeler yapılıyor, oranları düÅŸürüyoruz. Bu da aslında hiç konvansiyonel deÄŸil. Bir yandan da rezerv gereksinimlerini artırıyoruz, kredinin daha da yaygınlaÅŸması için. Çok konvansiyonel olmayan bir politika yürütülüyor, bunu söylemem gerekiyor. Ben bu politikanın baÅŸarıyla sonuçlanacağına inanıyorum ve mümkün olduÄŸunca büyümeyi belli bir oranda tutmaya ve bütçe açığını belli bir hızda tutmaya çalışıyoruz. Enflasyon da tek haneli rakamlarda olmayı sürdürecek." Maliye Bakanı ÅžimÅŸek, 2001 yılında Türk vergi gelirlerinin hükümetin faizlerden elde ettiÄŸi kazanımları karşılamaya yetmediÄŸini anlatarak, IMF ile olan anlaÅŸmaları ve nasıl sona erdirildiÄŸini anlattı.
ÅžimÅŸek, "Türkiye, Avrupa için önemli bir örnek teÅŸkil ediyor. Bir ülkenin nasıl parasal saÄŸlığına kavuÅŸabileceÄŸini gösteren örnek, çok iyi doktora tezi de olur" dedi.
-"ERBİL’DE KÜRTÇE BİLE KONUÅžABİLİRİM"-
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, konuşmasının ardından yabancı katılımcıların sorularını yanıtladı.
Türkiye’nin bölgede küresel bir rol üstlenmek isteyip istemediÄŸine iliÅŸkin soru üzerine ÅžimÅŸek, Türkiye’nin bölgede oynaması gereken bir rol olduÄŸuna inandığını belirterek, "Çünkü, bu bölgeyi önemsiyoruz. Öncelikle insani bir boyutu var. Daha özgür ve demokratik bir bölgenin tesis edilmesi kararlılığını anlıyoruz, onları bizi bir ÅŸekilde taklit etmesi için teÅŸvik ediyoruz" dedi.
Göreve geldiklerinde çevrenin hep düÅŸmanca davranan ülkelerle çevrili olduÄŸu düÅŸüncesinin hakim olduÄŸunu anlatan ÅžimÅŸek, Türkiye’nin "sıfır sorun" politikası yürüttüÄŸünü söyledi.
ÅžimÅŸek, Türklerin Kuzey Irak’a gitmesi ve iÅŸ yapması kadar doÄŸal bir ÅŸey olamayacağını ifade ederek, "Ben de 14 Nisanda THY’nin ilk seferiyle Erbil’e gidiyorum. Ben orada Kürtçe bile konuÅŸabilirim, becerebilirsem, altından kalkabilirsem" diye konuÅŸtu.
"Bölgesel liderlik" yapma peÅŸinde olmadıklarını vurgulayan ÅžimÅŸek, "Biz bu bölgeyi umursuyor ve yardımcı olmak istiyoruz. Pozitif bir faktör olarak devreye girmek istiyoruz" dedi.
Bir katılımcının Türkiye’nin Brezilya gibi ÅŸeker pancarından elektrik üretimi konusunda çalışması olup olmadığını sorması üzerine, ÅŸunları kaydetti: "Bazı etkileÅŸimler olduÄŸunu biliyorum. Bir iÅŸ adamı ile tanıştım, yakın zamanda Danimarka’da bir ÅŸirket satın almış, ÅŸirkette çalışan Türk mühendisler organik atıktan petrol üretmeye çalışıyorlar. Yıllık olarak 450 milyon ton organik atık çıkarıyoruz. Bunun yüzde 15-20’sinin sentetik benzine dönüÅŸtürülebileceÄŸi söylendi. Bunun yapılabilir olduÄŸunu söylediler. Biz de sınırlar ötesi çalışmalarla ilgileniyoruz. Türkiye’nin bağımlılığını azaltmak için gerçekçi ve pratik olması gerekiyor. Karadeniz’de de petrol arama çalışmaları yapıyoruz." ÅžimÅŸek, bir soru üzerine anne ve babasının okur-yazar olmadığını ifade ederek, "Bizim yaÅŸadığımız köyde okul yoktu. Bu, onların hatası deÄŸil. Bugün bambaÅŸka bir ülkeden bahsediyoruz. 163 bin derslik açtık ve üniversite sayısını 2 katına çıkardık. 100 bine yakın öÄŸretmen iÅŸe baÅŸladı. Teknolojiyi kullanıyoruz.
64 milyon cep telefonu abonesi var. İnsanlar cihazları kullanarak dünyaya eriÅŸim saÄŸlıyorlar" dedi.
-"İSTEDİKLERİ HER ŞEYİ YAZABİLİYORLAR"-
Maliye Bakanı Mehmet ÅžimÅŸek, bir baÅŸka soru üzerine, Türkiye’de basının üzerinde baskı olduÄŸu yönündeki eleÅŸtirilere yanıt verdi.
Türkiye’de basının oldukça canlı olduÄŸunu vurgulayan ÅžimÅŸek, ÅŸöyle konuÅŸtu: "Türk basını gerçekten bastırılmış olsaydı, niçin 4 küresel medya holdingi gayet giriÅŸken olarak pisayada yakın zamanda mevcut basın kuruluÅŸlarına yatırım yapmaya çalışsın. Bütün bunlar bir vergi vakasına dayanıyor. 2006 yılında çıkarılan. 413 televizyon kanalı, 1.100 tane de radyo kanalı, 2 bin gazete, dergi var. Basın gördüÄŸünüz gibi oldukça canlı. Basın, bu ülkenin en önemli unsurlarından biri. İstedikleri her ÅŸeyi yazabilirler. Yakın zamandaki olaylara gelince. Bazı gazetecilerin bazı araÅŸtırmalara baÄŸlı tutuklanması, basının özgürlüÄŸünden ziyade o kiÅŸilerin bir takım durumlarla ilgili olmasından dolayı. Ben hiç bir ÅŸekilde yargıçların neden yaptığı hakkında karar verecek durumda deÄŸilim.
Ülkemizde adli sistem hükümet kontrolü altında deÄŸildir, bağımsızdır.
Hükümette icraatçılar iÅŸini yapıyor, adli sistem kendi iÅŸini yapıyor. Bazı olaylar oldu ve bunlar ’Türkiye basın özgürlüÄŸünde geri adım atıyor’ gibi gösterildi ama böyle bir ÅŸey yok. Bu ülkede gayet faal ve canlı bir basın var. Bunun aksi olsaydı yatırımcılar hiç bir ÅŸekilde Türk basınına ilgi duymazdı."
-"POLİTİKADA SON DERECE İLERİCİYİZ"-
Maliye Bakanı ÅžimÅŸek, yakın zamanda gençlerin içki sorunlarını önlemek için bir mevzuat deÄŸiÅŸikliÄŸi yapıldığını anımsatarak, bunun da ülkede büyük bir tartışmaya neden olduÄŸunu söyledi.
Hükümetin "yasak getirmeye çalışıyor" diye eleÅŸtirildiÄŸini, aslında böyle bir ÅŸey olmadığını ifade eden ÅžimÅŸek, konuyu devletin iÅŸlettiÄŸi içki kuruluÅŸunun özelleÅŸtirilmesini örnek göstererek açıkladı.
"Hükümetin gerçekten alkolü yasaklama çabası olsa insanlar neden bu paraları ödesinler" diye soran ÅžimÅŸek, konuÅŸmasını ÅŸöyle sürdürdü: "Batı basınında bazı ÅŸeyleri okuyacak olursanız, zannedersiniz ki Türkiye’de İslam’a dönük bir hükümet var ve bütün bunları yasaklıyor. Böyle bir ÅŸey yok. Karşımızda somut sayılar var. Åžirketler daha fazla para kazanıyor ki, bu kadar güçlü bir deÄŸer artışı oluyor ve küresel oyuncular buna dahil oluyor. Böyle bir amaç yok. Herkesin yaÅŸam ÅŸekline saygılıyız. Benim partim, hükümet aile, kültür açısından konservatif, tutucu. Ekonomide liberal, politikada son derece ilericiyiz. Ama ben burada bir hata görmüyorum. Bireylerin haklarına, onların yaÅŸam ÅŸekline, saygıya gelince burada tereddüt yok. Bizim saÄŸlamamız gereken küçük yaÅŸtakilerin korunması."
17agustos.org
Merak ettiÄŸimiz bir soru iÅŸareti var : Türkiye nezaman (hangi binyılda) Avrupa birliÄŸine girecek ?
Daha nekadar kendimizi "Avrupa BirliÄŸi hikayesi" ile avutup kandıracağız ? Avrupa BirliÄŸi`nin bir Hristiyanlar kulubü olduÄŸu herkes tarafından bilinmekteyken, biz neden bu Kulübe üye olabileceÄŸimizi hayal etmekteyiz ? Acaba birileri bizi kullanmak için, bu hayalleri bize empozemi ediyor ?
Sanki birileri bizi Salako Filmindeki Salako gibi iÅŸletiyor. Sanki birileri Küprüyü (BOP) geçene dek bizimle iyi geçinmeye calışıyor.