Bu haber 16 Ekim 2011, Pazar 18:06:21 tarihnde eklendi. 176 kez okundu.
Türkçe Olimpiyatları Gerçeği / Ahmet ZAİMOĞLU
Banker Bilo ve Türkçe Olimpiyatları
“Türkçe Olimpiyatları” çok büyük bir örgütlenmenin gerçekleÅŸtirdiÄŸi dev bir yapımın iki kelimelik bir adıdır. Bütün televizyonlarımızda, gazetelerimizde, radyolarımızda en az bir ay süreyle göreceÄŸiz, duyacağız. Bu iki kelime sıradan insanlar için çok ÅŸey ifade etmeyebilir. Tabiidir. Ama aydınlarımız ve Türkçeye gönül verenler için çok anlamlıdır. Çünkü bu dev yapım aynı zamanda dev bir sahtekârlıktan ibarettir. Öncelikle bu yazının amacının fitne çıkarmak deÄŸil fitneyi ortaya koymak olduÄŸunu ifade ederek açıklamaya çalışalım;
BildiÄŸiniz gibi son yıllarda Fethullah Hoca’nın önderliÄŸinde dünyanın dört bir tarafında kurulan okullardan 130 ülkeden gelen bin finalist (o ülkelerdeki Hoca’nın okullarında okuyan öÄŸrenciler arasından yapılan yarışmalarda kazananlar) sekiz yıldır Türkiye’de buluÅŸmakta, konuÅŸma, ÅŸarkı söyleme, ÅŸiir okuma, oyun oynama ve gösteri yapma gibi dallarda yarışmaktadır. Dev salonlarda, stadyumlarda yapılan törenlere devlet erkânı neredeyse tam kadro ile katılarak Türkçe sevdalarını dile getirmiÅŸ, Türkçenin dünya dili olma yolunda kaydettiÄŸi baÅŸarılara övgüler yaÄŸdırmışlardır. Bu yarışmalara katılan öÄŸrenciler ve öÄŸretmenleri, Türkiye’nin deÄŸiÅŸik büyük vilayetlerine dağıtılmış olan yarışmalara katılmakla hem gezmiÅŸ, hem eÄŸlenmiÅŸ, hem de gittikleri vilayetlerin Hocaseverleri tarafından hediyelere boÄŸulmuÅŸ, gönüllerinde Türkiye ve Türkçe sevgisi ile memleketlerine dönmüÅŸ olmaktadır. Böylece Türkiye ve Türkçenin yanında, Fethullah Hoca’nın okulları, katılan öÄŸrenci ve öÄŸretmenleri ve Fethullah Hoca kazanmış olmaktadır. Türkçemizin dünyada layık olduÄŸu itibarı görmesi, binlerce çocuÄŸun bu olimpiyatlara katılması son derece ehemmiyetlidir. Bize Türkçe Olimpiyatlarını kazandırdığı için Fethullah Hoca’ya ne kadar minnet duysak yeridir, diye düÅŸünmeliyiz deÄŸil mi? Hayır, binlerce kere hayır. Çünkü Allah biliyor, bu bir yalan, aldatmaca ve büyük bir ajan faaliyetinden baÅŸka bir ÅŸey deÄŸildir. Lavrens’i, Hampery’i bilen, Afganistan’da Kabil’de Ulucami’de yirmi beÅŸ yıl imamlık yaptıktan sonra İngiltere’ye gidip oradan mektup yazarak “Ben bir İngiliz’im. Arkamda kıldığınız namazları iade etmeniz gerekir.” diye cemaatine haber gönderen hocaları bilen birisi olarak yazıyorum:
“Türkçe Olimpiyatları” gibi meymenetsiz ve Türkçe ile ilgisi olmayan bir ifade bile, korkusuz uzmanları söyleyecektir, konunun Türkiye ve Türkçeye hizmet etmediÄŸini göstermektedir. Bu iki kelime asla bir araya gelmeyecek, getirilmemesi gereken kelimedir. Çünkü olimpiyat kelimesi Türkçe deÄŸildir. Ortada Türkçe varsa olimpiyat kelimesinin kaçacak delik araması gerekir. Türkçemizde bu kelimeyi karşılayacak onlarca sözümüz vardır. Ama bunlar kullanılmamış, bu ve bunun gibi nice saçmalıklar, yalanlar bir araya getirilerek dokuz yıldır bu beÅŸinci kol faaliyeti gerçekleÅŸtirilmektedir.
Bugün ABD’deki FBI çiftliÄŸinde saltanat süren Hoca Efendi’den baÅŸlayalım anlatmaya... Fethullah Hoca okullarının bazılarını yakından gördüm. Fethullah Hoca ile de iki üç defa aynı ortamda bulunup sohbetini dinledim. DeÄŸil böyle büyük bir teÅŸkilatlı çalışmaya önderlik edecek gücü olmak, doÄŸru dürüst konuÅŸacak mecali bile yoktu. Hastaydı. Hem de bundan yirmi sene önce. Ne olduysa ABD’de canlandı. Aleyhindeki her yazıya, beyanata cevap verebilecek, dava açabilecek ÅŸekilde canlandı. Benim kanaatim canlandırıldı. Hatta öldü de yerine ona benzeyen birini koydular. Bunu öÄŸrenme imkânımız ÅŸimdilik yok. Türkiye’ye gelirse eskiden kendisinden alınan kıl örnekleriyle bugünkü kılları karşılaÅŸtırılabilir belki diye düÅŸünüyorum. Ama gelmez. Gelemez. Vakti gelmemiÅŸtir. Türkiye parçalanma sürecine girmiÅŸ olmakla birlikte henüz bir iç çatışmaya girmemiÅŸtir. Hoca Efendi ancak böyle bir ortam sonucunda, bir kurtarıcı olarak Türkiye’ye gönderilebilir. Patronları da bunu en ince ayrıntılarına kadar düÅŸünmüÅŸ olmalıdır. O bir Halife olarak gönderilecek diyenler de yanılıyor. O artık peygamber mertebesinin de üzerine çıkarılmış bir zattır. Ben Peygamberimizin bile ÅŸefaat edemeyeceÄŸi hususları bildirdiÄŸi yazısını bizzat okudum. Haftalık yazılarına bakanlar, maalesef aleyhinde bulunanları nasıl korkuttuÄŸunu, kendisini bırakın peygamber, Allah yerine koyduÄŸunu fark edemiyor. Çünkü “Batıl hemiÅŸe batıl ve bihudedir velî / MüÅŸkül oldur ki sureti haktan zuhur ede!” demiÅŸ atalar. Fethullah Hoca bizim bildiÄŸimiz Hoca deÄŸildir. Türkçe Olimpiyatları da, öyle Türkiye’ye, Türkçeye hizmet filan düÅŸünülerek yapılan harikulade bir faaliyet deÄŸildir.
Evvela dünyanın dört bir yanına kurulmuÅŸ olan bu okullar, sadece Türk insanının parası toplanarak kurulmuÅŸ okullar olsa da Türkiye’nin deÄŸil, ABD ve İngiltere’nin okullarıdır. Bu okulları ziyaret edenler gayet iyi hatırlayacaklardır: Bu okullarda Türkçe eÄŸitim verilmez, Türkçe dersi vardır. EÄŸitim İngilizce ile yapılır. Türk Kültürü verilmez, yalnızca üç kuruÅŸa çalıştırıldığı halde gıkını çıkarmayan ve hakikaten fedakâr olan öÄŸretmenlerce aşılanmaya çalışılır.[1] Okullarda Türkçe derslerinin verilmesi onların Türkçe eÄŸitim veren kurumlar olduÄŸunu göstermez. Bazı devlet büyüklerimizin çok yakından bildiÄŸi İngiltere’deki casus okullarında da Türkçe bütün incelikleriyle öÄŸretilmektedir. Türkçe Olimpiyatları adı verilen sınıfları vardır ve burada verilen Türkçe çok sınırlı bir Türkçedir. DiÄŸer dersler İngilizce veya yerel dille verilmektedir. Okulların kütüphanelerine baktığınız zaman kitapların çoÄŸunun İngilizce olduÄŸunu görürsünüz. Okulların anaokulu bölümünde ise Türkçenin esemesi okunmaz. Okul binalarının, sınıfların son derece kaliteli olması, okulların Türkiye adına kurulmuÅŸ olması göÄŸsümüzü kabartmıştır. Evet, ama İngilizceye ve İngiltere’ye, ABD’ye hizmet ettiÄŸini de görmemek için kör olmak lazımdır.
Durum böyle iken bu okullardan pırıl pırıl Türkçe konuÅŸan, Türkçe ÅŸarkılar söyleyen, oyunlar oynayan çocuklar nasıl yetiÅŸiyor diyeceksiniz. DoÄŸru. Bin kiÅŸilik okuldan böyle on kiÅŸi yetiÅŸtirmek, bir eÄŸitimci olarak söylüyorum, hiç de zor deÄŸildir. Bu çocuklar kendilerine ne verirseniz alabilecek zekâda zenginlerin ve bürokratların çocuklarıdır. Bu okullara fakir çocukları giremez. Seçkin çocuklardan özel bir ekip kurulmakta, önce kendi ülkesinde ÅŸatafatlı törenlerle birbirleriyle yarıştırılmakta, sonra kazanan Türkiye’ye gönderilmektedir. Türkiye’de bunlar bir kampa alınmakta, daha sonra da neredeyse il il dolaÅŸtırılmakta, her ilde bir baÅŸka kategorinin yarışması yapılıyormuÅŸ havasındaki uyduruk yarışmalarda güya yarıştırılmaktadır. Aslında söz konusu olan bir illüzyondur, aldatmadır. Binlerce kilometre uzakta oldukları halde bu kadar güzel Türkçe konuÅŸmaları döktüÄŸümüz gözyaşı miktarını artırmaktadır. Bu vesileyle bir taÅŸla birçok kuÅŸ vurulmaktadır. GeldiÄŸi memleketin idarecilerinin gözü ülkesindeki yarışmada, kazanana ödüller verdirerek vs. ile Türkiye’deki toplantılarda ise, yandaÅŸ yapılmak istenen önemli ÅŸahsiyetler Jüri üyesi yapılarak, konuÅŸma yaptırılarak, ödüller verilerek kandırılmaktadır. Bu büyük göz boyamaya ulusal ve yerel siyasetçiler çaÄŸrılmakta, geçmiÅŸte bazı dinî grupların“Gözyaşı Geceleri”nde olduÄŸu gibi sular seller gibi gözyaşı akıtılması saÄŸlanarak siyasetçilerin safları kazanılmakta, ustalarının boy göstermesi saÄŸlanmakta, büyük ustaya baÄŸlılıklarını ifade etmesine, piÅŸmanlık duyanların ortaya çıkmasına zemin hazırlanmaktadır. Nitekim geçmiÅŸ yıllarda Bülent Arınç’ın gözyaÅŸları dökerek baÄŸlılık bildirdiÄŸi bu yarışmayı, bu yıl Mehmet Ali Åžahin açmış, öncekilerin yaptığı gibi pek de örtülü olmayan bir ÅŸekilde Hoca efendiye baÄŸlılıklarını dile getirme imkânını bulmuÅŸ, Atlantik’in ötesine övgüler yaÄŸdırmıştır. Ergenekon’dan zar zor sıyıran Mehmet AÄŸar da, piÅŸmanlığını duyurma fırsatı bulmuÅŸtur. Asıl büyük kuÅŸ da bu yarışma vesilesiyle Hoca Efendi cemaatinin saÄŸladığı maddi kazanç, manevi prestij olmaktadır. Bu hava, cemaat mensuplarının zenginlere yönelik düzenleyeceÄŸi toplantılarda paraya tahvil edilecektir. Hoca Efendi’nin geçmiÅŸte verdiÄŸi salya sümük vaazlarının da hangi amaca yönelik olduÄŸunu bugüne bakarak kolayca tahmin edebilirsiniz.
Peki, binlerce kilometre öteden gelecek olanlar için ne gibi bir hazırlık yapıldığını biliyor musunuz? Evvela ÅŸunu söyleyelim. Türkçe Olimpiyatları için sadece devletten, Türk Tanıtma Fonundan alınan para 2 milyon TL civarındadır. Devletin ortaklıkları olan THY gibi kurumlardan alınan para da bir o kadardır. Altın, platin, gümüÅŸ, özel hediye sponsorlarının yanında her il için ayrı sponsorlar vardır. Yani en az devletten karşılığı yarışma için peÅŸinen alınan para kadar ticaret erbabı soyulmaktadır. Milletin milyonlarca lirası alınırken iktidarla bir ÅŸekilde iÅŸi olan iÅŸadamları ayrıca soyulmaktadır. Yarışmaların yapıldığı belediyelerin, valiliklerin maddi ve manevi imkânları sonuna kadar sömürülmüÅŸtür. Basın üzerine maddi manevi baskılar kurularak saniyesi milyonları bulan yayınlar dâhil, bedava reklamlar yayınlatılmış, devlet milyonlarca vergi zararına sokulmuÅŸtur. YetmemiÅŸ, Samanyolu okullarında ve yandaÅŸ dershanelerde salma çıkarılmış ve her veliye maddi ve manevi görevler verilmiÅŸtir. Ancak bu da hortumculara yetmemiÅŸtir.
Artık aÅŸağı yukarı her apartmanda kurulmuÅŸ olan Günleri bilirsiniz. Bu Günlerde yenilip içilip eÄŸlenilmesinin yanında cemaatten bir Hanım Hoca, Saidi Nursî’nin Lem’alarından bir bölüm okumakta, vaaz vermektedir. Bir yakınım da katılmış son toplantılardan birine ve hazırlaması istenilen yemek sipariÅŸleriyle geri dönmüÅŸ. Ayrıca katılan herkesten 65 lira toplanmış. Olimpiyatlara katılanların gösteri amaçlı gezdirildiÄŸi on büyük ilde bu kap kap yemeklerin yaptırılıp böyle paraların toplandığını bir düÅŸününüz. Ne kadar büyük meblaÄŸların toplandığını tahmin edebilirsiniz. Bedava getirdiÄŸiniz adamları her yönüyle bedava ağırlıyorsunuz. Cebinizden bir kuruÅŸ çıkmıyor. Bu kutsi amaca yönelik yaklaşık 15-20 milyon lira kadar soyulduÄŸumuz ortadadır. Bu paranın nereye gittiÄŸini bir bilen varsa beri gelsin. Bunu soruÅŸturabilecek bir savcı da göremiyorum.
Ben, paraların nereye gittiÄŸini deÄŸil de Türkiye’de Türkçemizin bugünkü durumunu ve toplanan bu paraların nereye harcanması gerektiÄŸini biraz düÅŸündüm:
Türkiye’de Afrika’nın sömürge ülkelerinde bile rastlanmayan bir ihanet yaÅŸanmaktadır. İngilizce öÄŸretimi deÄŸil, İngilizce ile eÄŸitim verilmektedir. Yani neredeyse Türkçe dersi bile İngilizce anlatılmaktadır. Maalesef, İngilizce öÄŸretimi deÄŸil, İngilizce ile eÄŸitime anaokullarından baÅŸlanmaktadır. İlköÄŸretimde İngilizce eÄŸitimi bir felakettir ve ayrı bir makale konusu olacak kadar uzundur. Uzun süredir de Anadolu Liseleri adı altında zeki çocukların kazanabildiÄŸi okullarda İngilizce eÄŸitim yapılmaktadır. 2012’de Türk Milli EÄŸitimi’ne baÄŸlı bütün liseler Anadolu Liselerine çevrilecektir. Üniversitelerin çoÄŸunda İngilizce eÄŸitim yapılmakta, yapılmayanların da bir hükmü olmamaktadır. Asıl önemlisi üniversitelerde hoca olabilmek için İngilizce barajıdır. Bu yıl Rusça bilenler üniversiteye hoca olamamıştır. Almanca ve Fransızcanın da hükmü 2014’de bitecektir. 2014 yılından itibaren sadece İngilizce barajını aÅŸabilenler üniversitede hoca olabilecektir. ÇocuÄŸunun geleceÄŸinden endiÅŸe eden bütün veliler, anaokullarından baÅŸlayarak İngilizce öÄŸretilen deÄŸil, İngilizce eÄŸitim verilen okullara çocuklarını sokabilmek için çalışmaktadır. Sokaklarımızdaki tabelalardan ne kadar sömürgeleÅŸtiÄŸimiz, İngilizcenin boyunduruÄŸuna girdiÄŸimiz kolayca görülebilir. İşte Türkiye’de Türkçe eÄŸitimi ve Türkçe bu durumda iken, samimi Müslümanların, millî, dinî endiÅŸeleri olan gariplerin duyguları istismar edilerek, Türkçe dünyada geliÅŸiyor, Türkçeye büyük ilgi var yalanıyla bu rezalet gizlenmekte, vatandaşımız uyuÅŸturulmaktadır.
Toplanan milyonları bir yana bırakalım, sadece devletin çıkarıp verdiÄŸi 2 milyona Türk Edebiyatının altın isimlerinin (Dede Korkut Hikâyeleri, Mehmet Akif Ersoy, Ziya Gökalp, Peyami Safa, Refik Halit Karay, ReÅŸat Nuri Güntekin, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Ömer Seyfettin, Tarık BuÄŸra vb.) eserlerden yüz bin adet bastırılıp okuma çağındaki insanlarımıza bedava dağıtılabilirdi. Ama öyle deÄŸil; MEB ve Kültür ve Turizm Bakanlıkları bırakın bedava kitap dağıtmayı kitap basmayı bırakarak meydanı misyoner yayınevlerine bırakmıştır. Hâlbuki edebi eserler her yaÅŸa göre uyarlanıp gençlerimizin okuma alışkanlıkları geliÅŸtirilebilirdi. Emin olunuz, okuyan ve düÅŸünen insanlarımız Türkçeyi dünyaya daha süratli ve geniÅŸ boyutta öÄŸretirdi. Çünkü Türk insanı zekidir, çalışkandır. Sadece kolay aldatılmaktadır. Türkçeyi her yıl on bin kiÅŸiye öÄŸretebilecek olan yurt dışındaki Türklerimizin televizyonu haber kanalına dönüÅŸtürülmüÅŸ, bir milyon çocuÄŸumuz Türkçeyi konuÅŸamaz olmuÅŸtur. Türkiye’de ve yurt dışında Türkçe bu kadar gerilerken, mesela Kirmancanın yani Kirman Selçuklularının dilinin deÄŸil, Kürtçe adı altında Soranicenin bağımsız bir dil haline getirilmesi için devletin özel televizyon kanalı kurmasına ne dersiniz? Geçelim.
Milyonlarca liralık televizyon reklamlarına baktığınızda gözleriniz mi yaÅŸarıyor yoksa “ulan bunlar benim Allah rızası için verdiÄŸim parayla reklamcıların cebine para akıtıyorlar” diye mi düÅŸünüyorsunuz. Bu satırların yazarını fitne çıkarıcı olarak mı yoksa fitneyi ortaya koymaya çalışan, bunu yaparken de mecburen sözü uzatmak zorunda kalmış biri olarak mı görüyorsunuz; mesele budur. Müslüman ferasetli olmalıdır. Her önüne geleni doÄŸru kabul etmemeli, samimiyetinden ÅŸüphe etmediÄŸi insanları da gerektiÄŸinde sorgulamalıdır. Ben okullarımızda samimi, fedakâr Müslüman Türkler yoktur demiyorum. Elbette okullarda, cemaat kurumlarında birçok samimi insan var. Ancak bunlar, emeklerinin nereye gittiÄŸini düÅŸünemiyorlar.
Özetle Türkçe Olimpiyatları tam bir aldatmacadır. Külliyen yalandır. Özel olarak yetiÅŸtirilen çocuklar, hangi ülke ile okulların durumu gergin ise duruma göre, öne çıkarılmaktadır. Türkiye’nin de gözünü boyamadır. Binlerce afiÅŸle, milyonluk reklamlarla kimi kandırıyorsunuz? Türkçe Olimpiyatları, Türkçeyi yabancılara yayma deÄŸil, akılsız Türklere satma iÅŸidir. Fethullah Hoca okullarında Türkçe eÄŸitim yapılmamakta, Türkçe dersleri de verilmektedir. Türkiye’de Türkçe eÄŸitim kaldırılmakta, yerine İngilizce eÄŸitim konmaktadır. Samimi Müslümanların paraları ABD’ye akmaktadır. GeçtiÄŸimiz yıllarda Hocanın cemaati tarafından bir Katolik Üniversitesine iki milyon dolar bağış yapıldığını hatırlayınız lütfen. Ey Müslüman uyan. Türk Milleti aldanma! Fethullah Hoca mazlum ve maÄŸdur deÄŸildir. FBI BaÅŸkanlarının kurdukları vakıflarda, Katolik Üniversitelerinin hocalarıyla, Hıristiyan din adamlarıyla kol kola keyif çatmakta, FBI çiftliÄŸinde dinlenmekte, kendisine verilen görevleri yapmaktadır. VerdiÄŸin emekler, döktüÄŸün gözyaÅŸları Hoca’ya deÄŸil, ABD ve İngiliz istihbaratlarının kontrolündeki fonlara gelir olarak akmaktadır. Tahminen 20 milyon lira para zaten dünyanın en güzel, en akıcı ve en matematik dili olan hakikaten Türkçe için harcansa kesinlikle Türkçe dünyanın bir numaralı dili olur. Ama yolu ve yöntemi asla bu deÄŸildir.
Türkiye’de Türkçe yazılmış neredeyse tek bir levha ve tabela kalmazken Türkçe eÄŸitim veren okullar İngilizce eÄŸitim vermeye dönmüÅŸken bu göz boyama gözümüze batmış, vicdanımızı sızlatmıştır. Gönlümüz böyle bir rezalete razı deÄŸildir. Çünkü haksızlık karşısında susan dilsiz ÅŸeytan deÄŸiliz. Allah, din adına, İslâm’ı, TürklüÄŸü, Türkçeyi kullananları, Müslümanları Batı’nın kucağına oturtmaktan baÅŸka bir gayesi olmayan hain ve gafillerden korusun. Sorulması gereken soru “Bu deÄŸirmenin suyu nereden geliyor?” deÄŸil, o zaten belli; Türk Milletidir. Asıl sorulması gereken soru “Bu deÄŸirmenin suyu nereye gidiyor?” olmalıdır. Orhun Kitabelerindeki ÅŸu sözler hatırlanmalıdır: “EmeÄŸimi kime veriyorum?” Sözüm size, bize, hepimize...
17agustos.org
Fettullah Gülen Cemaati`nin Organize etmiÅŸ olduÄŸu Uluslararası Türkçe Olimpiatları`nın asıl amacı, Türk Halkını gösteriÅŸli (Tozpembe) bir görüntüyle uyuÅŸturup "Türk Islam BirliÄŸi" Hikayesine inandırmak ve Israilin istediÄŸi doÄŸrultuda yönlendirmektir. Hepimizin dikkat etmesi gereken nokta: Türkçe Olimpiatlarıçok büyük maliyetlerle, onlarca sanatçının katılımıyla ve 130 Ulkeden gelen yabancı oÄŸrencilerle yapılmaktadır. Peki bu DeÄŸirmenin suyu nerden gelmektedir ve DeÄŸirmenin suyu gelirken neden hiçbir (ABD, AB, Israil) engelle karşılaÅŸmamaktadır !
Engel biryana Siyonistler tarafından destek dahi görmektedir.
Peki Gülen cemaati bu Organizasyona neden bukadar önem veriyor ? Bunun cevabıçok basit. BirinciliÄŸe oyniyan bir Marka, REKLAMSIZ yaşıyamaz. Dünya`nın en iyi tanınan markasıCoca Cola dahi, senelik millionlarca Dollar reklam yapmaktadır. Yani reklamsız Hayat yoktur, hele hele siyasette hiç yoktur. Fettullah Gülen' de kendi ismini, kendi Cemaatini ve kendi markasını önplana çıkartabilmek için hersene bu Organizasyonu düzenlemektedir.Daha doÄŸrusu birileri (Israilli iÅŸadamları) bütün Organizasyonu düzenliyor sonrada (müthiÅŸ organizatör) Fettullah Gülen DüzenlemiÅŸ gibi bir Atmosfer yaratılıyor. Uluslararasi Türkçe Olimpiatları`nın asıl amacını, aÅŸağıdaki Video bize çok güzel açıklamaktadır.
Åžoför soruyor : Bu garipler ÅŸimdi kendilerini Müslümanlara hizmet eden bir Cemaattemi sanıyorlar ? Åžener ÅŸen cevaplıyor : öyle sanıyor garipler. Åžoför tepki gösteriyor : Fukaraları hem dolandırıyor hemde alay ediyorsun. Åžener ÅŸen Tiyatronun nedenini açıklıyor : Ne alayı Kurban "Türk Islam birliÄŸini" kurduÄŸumuza inanmaları lazım, iÅŸi ciddi yapmak lazım.Islami bir cemaate deÄŸilde, Yahudilere hizmet eden bir Paravan Cemaate üye olduklarını anlarlarsa aÄŸzımıza ....