Kırgız Türklerinden Ünlü Yazar Cengiz Aytmatov’un, “Gün Olur Asra Bedel” adıyla bizim Türkçe’mize çevrilen romanında “MankurtlaÅŸtırma” diye bir olay vardır.
Bu olay, Miladi 200’lü yıllarda Kırgızların can düÅŸmanları olan Juan Juanlar’ın son derece zalimce ve gaddarca uyguladıkları bir zulüm yöntemidir.
Juan Juanlar, esir aldıkları genç Kırgız (Türk) savaÅŸçılarını köle yapmak için mankurtlaÅŸtırma yöntemini uygularlarmış. Önce esirin başını kazırlarmış. Sonra taze hayvan derisini, esirin kan içinde olan kazınmış başına sımsıkı sararlarmış. Daha sonra, tutsakların boynuna, baÅŸlarını yere sürtmesin diye bir kütüÄŸe, ya da tahta bir boyunduruÄŸa baÄŸlarlarmış, esirin bağırmaları ve çığlıkları kendilerini rahatsız etmesin diye uzak ve ıssız bir yere götürürlermiÅŸ, elleri ayakları baÄŸlı kızgın güneÅŸin altında bırakırlarmış. Deri kuruyup büzüldükçe, hayvan derisi mengene gibi esirin başını sıkarmış.
Acılar içinde kıvranan Kırgız esirlerin çoÄŸu zulme dayanamaz can verirmiÅŸ. SaÄŸ kalanlar ise hafızalarını, kimliklerini kaybederlermiÅŸ.
Juan Juanlar, hafızasını yitiren tutsağı alırlarmış, yiyecek içecek verirlermiÅŸ. Bir süre sonra gücünü toparlayan tutsak, artık bir mankurt haline gelirmiÅŸ.
Bir mankurt, kim olduÄŸunu, hangi soydan, hangi kabileden geldiÄŸini, anasını, babasını, çocukluÄŸunu artık bilmezmiÅŸ. İnsan olduÄŸunun bile farkında olmazmış. Bilinci, benliÄŸi olmadığı için, aÄŸzı var dili yok, itaatli bir hayvandan farksız, kaçmayı düÅŸünmeyen, bu yüzden de hiç tehlike arzetmeyen uysal bir koyuna dönüÅŸürmüÅŸ.
Efendisinin dediÄŸinden hiç çıkmayan, hatta aslına dönmesini isteyen annesini bile bir emirle öldürecek kadar benliÄŸini, kiÅŸiliÄŸini ve kimliÄŸini kaybetmiÅŸ, ruhunu yitirmiÅŸ bir köle haline gelirmiÅŸ.
GÜNÜMÜZDE İNSANLARI
MANKURTLAÅžTIRAN PROGRAMLAR
Bugün de sömürgecilikte insanları mankurtlaÅŸtıran, kimliklerini, kiÅŸiliklerini yok eden, ruhlarını, hatta insanlıklarını öldüren, adeta robotlara dönüÅŸtüren programlar ve projeler var.
Bu programlarda insanların baÅŸları kazınmıyor, hayvan derisiyle de sarılıp mengene gibi sıkılmıyor, boyunduruÄŸa da baÄŸlanmıyor. Ama farklı bir yöntemle, yumuÅŸak ve sinsi bir yöntemle mankurtlaÅŸtırma gerçekleÅŸtiriliyor.
Sömürgeci merkezlerin toplum mühendisleri tarafından geliÅŸtirilen insanları robotlaÅŸtıran projelerle, kitlelerin düÅŸünceleri, yürekleri ve iradeleri sömürgeciye tabi hale getiriliyor.
Bu projelerle insanların beyni yıkanıyor, baÅŸka bir dünya görüÅŸü ve baÅŸka bir düÅŸünce tarzı veriliyor. Zihinler, bilgisayarlarda olduÄŸu gibi- adeta yeniden formatlanıyor, yeni programlar yerleÅŸtiriliyor, insanlar kendisi olmaktan çıkarılıyor ve bir baÅŸkasının uzaktan kumandasıyla hareket eden adeta robotlar haline dönüÅŸtürülüyor.
Peki bu nasıl oluyor?
“MANÇURYA KOBAYI” PROJESİYLE
HER İSTENİLENİ YAPAN İNSAN
CIA Eski direktörü Allen Dulles Princeton Üniversitesi’nde 1953’te yaptığı konuÅŸmasında zihinsel operasyonun nasıl gerçekleÅŸtirildiÄŸini ÅŸöyle ifade ediyor:
“Hedef, insan zihnindeki savaşı kazanmaktır. Bu savaşın ilk cephesi propaganda, depolitizasyon (siyasi ÅŸuurdan yoksun hale getirmek) ve sansür ile kitlesel sindirmeyi saÄŸlamaktır. İkinci cephe ise bireyin beyninde kazanılacaktır; hedef beyin yıkama, zihin kontrolü, ideolojiyi deÄŸiÅŸtirme ve gerektiÄŸinde bir çok Mançurya Kobayı (…) yaratabilmektir!” (1)
“Mançurya Kobayı, Kore savaşından (1950) esinlenilmiÅŸ bir terimdir, ilk kez Çinlilerin beyin yıkama tekniklerinden esinlenerek bu ad konmuÅŸtur. Frank Sinatra’nın ‘Manchur ian Canditate’ isimli filminden sonra bu isim, pek çok CIA projesinde detaylı olarak denenmiÅŸtir. ‘Mançurya Kobayı’ teriminden hedeflenen, robotlaÅŸtırılmış ve her istenileni yapabilen bireyler elde edebilmektir.” (2)
Batılı Yazar Philip Schlesinger, Türkçe’ye “Medya, Devlet ve Ulus, Siyasal Åžiddet ve Kolektif Kimlik” adıyla çevrilen kitabında, sömürgeci stratejilerinde halkları robotlaÅŸtırmanın yolunun ilk önce nereden baÅŸladığını ÅŸöyle anlatıyor:
“Bir halkı tasfiye etmenin ilk adımı, onun belleÄŸini silmektir. Kitaplarını, kültürünü, tarihini imha et. Sonra baÅŸka birilerinin yeni kitaplar yazmasını, yeni bir kültür imal etmesini, yeni bir tarih icat etmesini saÄŸla. Çok geçmeden bu ulus ÅŸimdi ve geçmiÅŸte ne olduÄŸunu unutmaya baÅŸlayacaktır. Bu unutuÅŸ, çevresindeki dünyada daha da hızlı gerçekleÅŸecektir.” (3)
HALKLARI ROBOTLAR HALİNE
GETİRMENİN YOLUNU ÇİZENLER
Willam Cooper adlı Amerikalı bir yazar, “Apokalips’in Atlıları, Gizli Örgütler ve Yeni Dünya Düzeni” adlı eserinde, ABD sömürgeciliÄŸinin, kitleleri robot haline getiren yöntemleriyle ilgili ilginç açıklamalar yaptıktan sonra, bu açıklamalarla ilgili olarak “Kitabın yayınlanmasının ardından, kendisinin de, sözkonusu gizli merkezlerin hedefi olacağından hiç ÅŸüphesinin olmadığını” kaydetmiÅŸ, nitekim eser yayınlandıktan kısa bir süre sonra çiftliÄŸine girerken aynı merkezler tarafından öldürülmüÅŸtür. (4)
Amerikalı yazar, kitabında ABD sömürgeciliÄŸinin kitleleri robotlaÅŸtıran yöntemlerini anlattığı bir bölümde ÅŸunları yazmıştır:
“Deneyimler gösterdi ki, halkın kontrolünü saÄŸlamanın ve sessiz silahın en kolay metodu, bir taraftan halkı disiplinsiz hale getirmek ve sistemin temel ilkeleri konusunda cahil bırakmak, diÄŸer taraftan da onların zihinlerini karıştırmak, örgütlenmelerini önlemek ve dikkatlerini önemli olmayan konulara çekmektir. Bunu baÅŸarmanın yolu:
1. Zihinlerini dağıtmak; zihinsel faaliyetlerini sabote etmek; matematik, mantık, sistemin ilkeleri ve ekonomi konusunda onlara düÅŸük kaliteli bir eÄŸitim sunmak ve teknik yaratıcılıklarını köreltmek;
2. Duyguları angaje etmek; düÅŸkünlüklerini fiziksel faaliyetlerde ve duygusal konularda yükseltmek;
a. Merhametsizce duygusal hareket ve saldırılar (zihinsel ve duygusal tecavüz). Medyada sürekli bir seks, ÅŸiddet ve savaÅŸ eÄŸilimi sayesinde;
b. Açlığını çektikleri ÅŸeyleri vermek ve gerçek ihtiyaçlarından yoksun bırakmak.
3. Tarih ve hukuku tekrar yazmak; halkın yaratılan sapıkça ÅŸeylerin tesiri altında bırakılarak, düÅŸüncelerini kendi kiÅŸisel ihtiyaçlarından uydurma dış önceliklere çevirmek.
Bunlar, sosyal otomasyon teknolojisi silahlarının farkına varmalarına ve bununla ilgilenmelerine engel olur. Genel kural, zihin karışıklığının karlı olduÄŸudur. Daha fazla zihin karışıklığı, daha fazla kar. Bundan dolayı en iyi yaklaşım sorunlar yaratmak ve bunlara çözümler sunmaktır.” (5)
Kitleleri robotlaÅŸtıran bu yöntemleri okudukça, sanki Türkiye’de, kimliÄŸinden, inancından ve tarihinden habersiz, kendi deÄŸerlerinden ve güzelliklerinden kopmuÅŸ amaçsız, idealsiz, kimliksiz, kiÅŸiliksiz ve muhakemesiz yetiÅŸen, adeta robot haline gelen kesimleri okuyor gibiyiz. Maalesef bu kesimleri oluÅŸturan insanlarımız gittikçe çoÄŸalıyor.
Bu süreçte kitlelerin robotlaÅŸtırılmasında etkin rol oynayan, dış merkezlere baÄŸlı kitle iletiÅŸim ve kontrol mekanizmalarına yolları açan ve fırsatlar veren siyasi iktidarların ve yönetimlerin vebalini ve sorumluluÄŸunu gözardı etmemek gerekir.
Kitlelerin robotlaÅŸtırılması, ya da “mankurtlaÅŸtırılması” ile ilgili sömürgeci stratejilerinin İslam dünyasında ve Türkiye’deki yansımaları konusuna devam edeceÄŸiz inÅŸallah.
Sevgiler, saygılar…
___________________
1 Doç. Dr. Ümit Sayın, Derin Devletler, Gizli Projeler ve Kirli Gerçekler, s: 157
2 A.g.e., s: 336.
3 Medya, Devlet ve Ulus, Siyasal Åžiddet ve Kolektif Kimlik, Philip Schlesinger, çev.: Mehmet Küçük, Ayrıntı Yay., İst., 1994, s. 236’dan nakleden: Suat Parlar, Barbarlığın En Yüksek AÅŸaması ABD, s: 435
4 Willam Cooper, Apokalips’in Atlıları, Gizli Örgütler ve Yeni Dünya Düzeni, Willam Cooper s: 109).
5 Apokalips’in Atlıları, Gizli Örgütler ve Yeni Dünya Düzeni, Willam Cooper, s: 81-82