Tarihte zihin kontrolü operasyonlarına maruz kalmış olabileceği ...
pendragon:
GeçmiÅŸte birçok zihin kontrolü ve psikolojik savaÅŸ tekniÄŸi çeÅŸitli amaçlar için kullanılmış ve günümüzde hâlâ kullanılmakta. Zaten son 30 yıldır pek çok istihbarat örgütünün ana hedefi insan beyninin kontrol altına alınması olmuÅŸtur. Bu amaç için milyonlarca dolar gizli laboratuvar çalışmalarına ayrılmıştır. Kitaplar tarihte zihin kontrolü ve beyin yıkama operasyonlarına maruz kalmış ve bu konuda ünlü olmuÅŸ çeÅŸitli isimler ve olaylarla doludur. Basında son zamanlarda iddia edildiÄŸi üzere Türkiye'deki bazı teröristlerin yaratılmasında acaba zihin kontrolü teknikleri mi yatmaktadır?
"Zihin kontrolü" psikolojik teknikleri çok iyi kullanan kültlerin, tarikatların veya istihbarat örgütlerinin uyguladığı bir yöntemdir. Temelinde zihin kontrolü bir kiÅŸinin veya insan grubunun davranışını kontrol etmek veya deÄŸiÅŸtirmek için isteÄŸi ve bilgisi dışında uygulanan tüm yöntemlere verilen addır.
DiÄŸer bir tanımla, "beyin yıkama" (zihin kontrolü), bireyin farkında olmadan davranışlarının kontrol edilmesi ve deÄŸiÅŸtirilmesine giriÅŸimde bulunmak ve bu amaçla herhangi bir yöntemi uygulamaktır. "Psikolojik savaÅŸ" ise çeÅŸitli zihin kontrolü tekniklerini de içine alan daha geniÅŸ bir kavramdır. Psikolojik savaÅŸ, insanların beyninde ve toplumsal psikoloji üzerinde sürdürülen savaÅŸtır, hedefi "reel olmayan" birtakım yanlış bilgileri propaganda, zihin kontrolü, medyanın kontrolü, toplu telkin ve beyin yıkama ile "gerçekmiÅŸ gibi" göstermektir. Böylece düÅŸmanın veya karşıt güçlerin beyninde ve psikolojik tabanın da da savaşın kazanılması hedeflenmektedir.
SİKOLOJİK SAVAŞ TEKNİKLERİ
* ÇeÅŸitli propaganda faaliyetleri.
* Kendini farklı gösterme, demoralizasyon yaratma ve psikolojik kamuflaj teknikleri.
* Toplumsal zihin kontrolü.
* Bireysel zihin kontrolü.
* İleri tekniklerle Mançurya Kobayları (Manchurian Candidate) oluÅŸturma.
* Toplumlarda veya bireylerde ideoloji deÄŸiÅŸtirme, toplum mühendisliÄŸi veya toplumu tamamen kendi yönünde devÅŸirme yöntemleri.
* Medyanın ve beyinleri etkileyen tüm araçların kayıtsız ÅŸartsız kontrolü.
* Disinformasyon yayma ve bilgi kirlenmesine yol açma.
Yukarıda ifade edilen teknikler içerisinde en çok uygulanan psikolojik faaliyet ÅŸunlardır: Propaganda, bireysel ve toplumsal zihin kontrolü, kimyasal maddeler yardımıyla kiÅŸinin düÅŸüncelerinin etki altına alınması.
Toplumsal zihin kontrolü toplumu istenilen doÄŸrultuya yöneltmek, o toplumun kültürünü distorsiyona uÄŸratarak çökertmek veya toplumu istenilen amaçlar doÄŸrultusuna çekebilmek amacıyla tüm topluma yapılmaktadır. Toplumsal zihin kontrolüne en güzel örnek ise Hitler'dir. Hitler'in hitabet sanatını ve diÄŸer teknikleri çok iyi bir ÅŸekilde kullanarak kitleleri arkasına takması toplumsal zihin kontrolü olarak tanımlanabilir. Toplumsal zihin kontrolü amacıyla televizyondan basına, reklamlardan filmlere kadar her ÅŸey kullanılabilmektedir.
Bireysel zihin kontrolünden anlatılmak istenen, bir insanın belirli bir ortamda beyin elektrofizyolojısini ve kimyasını etkileyerek, kiÅŸiliÄŸi ve davranış biçimleri istenen amaç doÄŸrultusunda yeniden ÅŸekillendirmektir. İstihbarat örgütleri ve istihbarat örgütlen için çalışan bilim adamları yıllarca insan zihnim kontrol etmek ama-cıyla çeÅŸitli maddeleri kullanmışlardır. Bu maddelerin çoÄŸu, nörotransmitterleri çok sistematik bir ÅŸekilde deÄŸiÅŸtiren halüsinojenler, amfetaminler ve türevleridir (Nörotransmitter: Beyinde nöron adı verilen sinir hücreleri arasındaki biyoelektriksel iletimi saÄŸlayabilen mekanizma; bu mekanizma sayesinde beyinde farklı yerlerde farklı özelliklere sahip nöronlar birbirleriyle nörotransmitterler aracılığıyla iletiÅŸim kurarak, duygu, düÅŸünce, bilinç, his, saldırganlık, zeka, uyanıklık, yaratıcılık gibi fonksiyonları belirlerler).
ÖrneÄŸin esrar (THC), sodyum pentotal gibi birçok madde bireysel zihin kontrolü amacıyla kullanılmıştır. THC'nin etkisinde bilinç dışına ait çeÅŸitli bastırılmış motifler, imajlar ortaya çıkar. Güçlü halüsinojenler olan LSD, MDA, STP, Meskalin, PCP, İbogain algılanmakta olan her ÅŸeyin distorsiyona uÄŸramasına, renklerin, seslerin veya bilinç dışından gelen her türlü düÅŸüncenin deÄŸiÅŸmesine yol açarlar. Bu ilaçlarla bir kült içinde insanları transa sokmak ve istenilen amaçlar doÄŸrultusunda kullanmak mümkündür. Sodyum pentotal kemo-hipnoz yapmaktadır ve bunu insanları konuÅŸturmak için kullanmışlardır. Gerçekten kimyasal ajanlar kullanılarak yapay anksiyete, hipnoz, rüya görme hali, aÄŸrıya duyarlılığın artırılması ve azaltılması, hafıza kaybı veya hatırlatma, sersemlik, psikoz, yaratıcı düÅŸünce, aşırı duyarlılık oluÅŸturulabilir.
Beyin yıkama ve ideoloji kontrolünde genellikle ÅŸu teknikler kullanılmaktadır:
1) Telkin ve telkine yatkınlık. Gerek hipnoz, gerekse tekrarlayan ritüeller uygulanır. Hemen hemen tüm tarikatlar ve kültler bu teknikleri kullanır.
2) Mevcut tüm psikolojik akardengeyi yıkma. Var olan inanç ve bilinç yapısı sarsılır ve kiÅŸi kendi oluÅŸturduÄŸu psikolojik savunma mekanizmalarından mahrum kalarak, yeni bir travmaya ve telkine açık hale gelir.
3) Egoyu zayıflatma.
4) Cinsellik. Pek çok tarikat ve kült cinselliÄŸi, libidoyu had safhada kullanarak insandaki haz-ödüllendirme mekanizmalarını harekete geçirir. Bu sırada bazı ilaçların (Ekstazi, MDA vb.) etkilerinden de yararlanılır.
5) Gizemcilik ve üstün güçlere ulaÅŸma. Gizemcilik, parapsikoloji ve mistisizm hemen hemen her tarikatın ve kültün temel parametre olarak kullandığı unsurdur. Bu yeteneklere ulaÅŸma konusunda bazen ilaçlar veya baÅŸka psikolojik teknikler de kullanılır (vecd, meditasyon vb.).
6) EÅŸikaltı algının ve kollektif bilinç dışının, arketipal öÄŸelerin çok sistemli kullanılması. Burada ses, müzik, görüntü, duyma veya görme eÅŸiÄŸinin dışındaki stimülan etkiler, fikirler, film görüntüleri, kliÅŸeleÅŸmiÅŸ yapılar ve moda gibi unsurlar kullanılmaktadır.
7) Kimyasal maddelerle beynin normal akardengesinin (hemostasis) yıkılması ve yepyeni bir yapı kurulması.
Mançurya Kobayı (Manchurian Canditate) ise kendi iradesi dışında, birtakım beyin yıkama seansları, ilaçlar veya hipnozun etkisiyle baÅŸkasının istediÄŸi eylemleri yapanlara verilen genel isimdir. Mançurya Kobayı teriminden hedeflenen robot-laÅŸtmlmış ve her istenileni yapabilen bireyler elde edebilmektir. Temel konusu LSD, halüsinojenler ve kimyasal ajanlarla beyin kontrolü olan MK-ULTRA projesini baÅŸlatan Ailen Dulles'ın 1953 yılında yaptığı konuÅŸma bu baÄŸlamda oldukça ilgi çekicidir. Ailen Dulles yaptığı konuÅŸmada, hedeflerinin ne olduÄŸunu ÅŸu cümlelerle açıklamıştır:
"Hedef, insan zihnindeki savaşı kazanmaktır. Bu savaşın ilk cephesi propaganda, depolitizasyon ve sansür ile kitlesel sindirmeyi saÄŸlamaktır. İkinci cephe ise bireyin beyninde kazanılacaktır. Hedef, beyin yıkamak, ideoloji deÄŸiÅŸtirmek ve gerektiÄŸinde birçok Mançurya Kobayı yaratabilmektir."
pendragon:
ZİHİN KONTROLÜ VAKALARI
Tarihte zihin kontrolü operasyonlarına maruz kalmış olabileceÄŸi iddia edilen kiÅŸilerin bazıları ÅŸunlardır:
John F. Kennedy cinayetinin faili olan Lee Harvey Oswald'ın bir zihin kontrolü operasyonuna maruz kaldığı düÅŸünülmektedir. Lee Oswald'ın MK-ULTRA isimli zihin kontrol projesinde Mançurya Kobayı haline getirildiÄŸi iddia edilmektedir. BilindiÄŸi gibi John F. Kennedy cinayeti hiç çözülememiÅŸ, cinayetin tüm delilleri ise Amerikan Derin Devleti tarafından yok edilmiÅŸti.
Bir zamanların efsanevi sarışını, film yıldızı Marilyn Monroe'nun ölümündeki sır perdesi yıllarca kaldırılamadı. Bazı kiÅŸiler onun intihar ettiÄŸini bazı kiÅŸiler/kitaplar ise bir ABD Derin Devlet Projesi ya da bildiÄŸi sırlar nedeniyle bir zihin kontrolü projesi sonucu öldürüldüÄŸünü iddia etti. Ayrıca Marilyn Monroe'nun Cathy O'Brien gibi MONARCH projesinde kullanıldığı yapılan iddialar arasındaydı.
Ünlü Manken Candy Jones'un CIA tarafından hipnozla çoÄŸul kiÅŸilik oluÅŸturularak yıllarca çift kiÅŸilikle yaÅŸatıldığı iddia edilmektedir. "The Control Of Candy Jones" isimli kitapta belirtildiÄŸi üzere Candy Jones isimli manken CIA'de (Morse Allen'ın projesi) hipnoz seanslarıyla Mançurya Kobayı deneylerine tabii tutuldu ve çoÄŸul kiÅŸilikle yaÅŸatıldı.
pendragon:
ennedy karde ÅŸlerden biri olan Robert F. Kennedy'nin katili Sirhan Bishara Sirhan'ın da bir zihin kontrolü operasyonundan geçirildiÄŸi iddia edilmiÅŸti. Sirhan konuÅŸamadan ve iz bırakılmadan öldürüldü.
Jim Jones'un kurduÄŸu Halkın Tapınağı Kült'ünün 910 üyesi 1978'de topluca intihar etti. Jonestown Olayı'nın CIA'in toplumsal bir beyin yıkama olayı olduÄŸu iddia edildi. 910 kiÅŸinin bir araya gelerek, siyanür içip intihar etmelerinin hiçbir mantıksal açıklaması olamazdı.
Hare Krishna ve diÄŸer okkült dinsel yapılar bu kültlerin daha az ekstrem olanlarına verilebilecek baÅŸka bir örnektir.
1981'de öldürülen John Lennon'un katili Mark David Chapman'ın bir ruh hastası olmasının yanı sıra bir MK-ULTRA projesi kurbanı olduÄŸu iddia edilmiÅŸtir. David Chapman kendisini John Lennon sanıyordu ve onu öldürürken söylediÄŸi sözler ÅŸunlardı:
"Kanımda hiçbir duygu yoktu. Hiçbir öfke yoktu. Hiçbir ÅŸey yoktu. Beynimde ölü bir sessizlik hakimdi. Ölüm, soÄŸuk sessizlik, kalıp yürüyene kadar devam etti. O bana baktı... Beni geçerek ilerledi ve sonra kafamda onu duydum. O bana tekrar ve tekrar 'onu yap, onu yap, onu yap' diye emir verdi."
Mark Philips ve Cathy O'Brien tarafından yazılan "BaykuÅŸ İmparatorluÄŸu (Trance Formation in America): Bir CIA Zihin Kontrolü Kölesinin Gerçek YaÅŸam Öyküsü" adlı kitapta Cathy O'Brien kendi aÄŸzından yaÅŸadıklarını anlatmaktadır:
"...MK - ULTRA projesi psikolojik travmayı ve çeÅŸitli teknikleri kullanan bir zihin kontrolü projesiydi. Zihin kontrolü altında, kendi özgür irademi, düÅŸüncelerimi denetleme yeteneÄŸimi kaybettim. Ne soru sormayı, ne çıkarsama yapmayı, ne de bilinçli olarak kavramayı becerebiliyordum; sadece bana söylenilenleri yapıyordum.
...Katılmak zorunda kaldığım pornografi, daha fazla ÅŸiddetlenerek, sado-mazoÅŸizmin iÅŸkencelerine (S&M) dönüÅŸmüÅŸtü. Fiziksel ve/veya psikolojik travmalar; uyku, yemek ve su mahrumiyeti; yüksek voltajlı elektrik ÅŸoku; ve belirli hafıza bölümlerinin/kiÅŸiliklerinin hipnotik ve /veya diÄŸer yöntemlerle programlanması bu projede uygulandı. Projede pek çok halüsinojen ve uyarıcı madde üzerimde denendi.
...Seks tacirim bütün programlama sürecimi izliyor, kırbacı ve çakısıyla sürekli bana iÅŸkence yapıyordu. 'EÄŸer birisine gidip, olanları anlatsan bile, hiç kimse senin gibi birisiyle iÅŸim olacağını düÅŸünmez, bu yüzden kaçacak hiçbir yerin yok' diyordu. Beni sık sık 'atılabilir' olmamla tehdit ediyordu, çünkü ne de olsa, 'ilk baÅŸkan modeli olan Marilyn Monroe bütün insanların gözü önünde öldürülmüÅŸ ve hiç kimse ne olduÄŸunu anlamamıştı.'
...Birçok ünlü politikacıya, ajana ve daha birçok kiÅŸiye fahiÅŸelik yapmaya zorlandım. Onlara daha iyi hizmet verebilmek için birçok seks filmi çekildi. Ayrıca uyuÅŸturucu kuryeliÄŸinde beni kullandılar. Kendimde uyuÅŸturucu kullanmak zorunda kaldım. Satanist ritüellere katılmak zorunda kaldım. Bohem Kulübü'nde üçgen ÅŸeklinde bir cam fanusa, içlerinde yılanların da olduÄŸu eÄŸitilmiÅŸ hayvanlarla birlikte defalarca kapatılmıştım."
Cem Ersever'in öldükten sonra kanında saptanan halüsinojen maddeler ölmeden önce onun zihninin kontrol edilmeye çalışıldığını mı gösteriyor?
Mehmet Ali AÄŸca kimin emriyle ve hangi unsurların etkisiyle Papa'ya suikast düzenledi?
Canlı bomba PKK militanlarının beyinleri ilaçlarla mı kontrol ediliyor?
Bir zamanlar IBDA-C örgütünün lideri Salih MirzabeyoÄŸlu'nun (Salih İzzet ErdiÅŸ) avukatı Harun Yüksel'in web sitesinde açıkladığı iddialar enteresan: "MirzabeyoÄŸlu, NSA (Amerikan Ulusal Güvenlik TeÅŸkilatı) tarafından birtakım geliÅŸmiÅŸ teknikler sayesinde kontrol altına alınmıştır."
Salih MirzabeyoÄŸlu'nun yayınlanan "Telegram: Zihin Kontrolü" isimli kitapta böyle benzeri yöntemlerle zihninin kontrol edildiÄŸi belirtilmekte.
Acaba MirzabeyoÄŸlu gerçekten de yabancı istihbarat örgütleri tarafından çeÅŸitli yöntemlerle kontrol altına alındı mı?
TUNCER:
Olay temelde, çok sayıda masum insanın uzak bir bölgeden ÅŸahsi veya kitlesel olarak sistematik ÅŸekilde fiziksel ve ruhsal saldırıya maruz kaldığı bir olaydır. Bu silahların sahip olduÄŸu esas güç, kurbanın veya kurbanların saldırıya uÄŸrarken dış kaynaklar tarafından yapıldığının farkına varmamaları, kendilerini koruyacak bir imkana sahip olmamalarıdır. Bu saldırılar kurbanlarda:
Hafif veya ÅŸiddetli baÅŸ aÄŸrısı, sinirlilik ve huzursuzluk, atalet ve bitkinlik, stres, mide bulantısı, uykusuzluk, göz hasarı, felç, saldırganlık ve öfke, paranoya ve panik atak, isteri, ÅŸizofreni, halisünasyonlar, hafıza kaybı, düzensiz düÅŸünceler, karakteristik olamayan duygulanmalar, tedirgin davranışlar, akıl karışıklığı, ümitsizlik, beyin ve sinir sistemi hasarı, kalp çarpıntısı, hızla ilerleyen kanser, İntihara varan ÅŸiddetli depresyongibi sayısız deÄŸiÅŸik emarelere sebep olabilir...
Gerçekte herhangi bir duygusal, zihni veye duyarlı bir algılama yapay olarak oluÅŸturulabilir ve kiÅŸi nerede olursa olsun uzaktan olumsuz yönde manipüle edilebilir.
Bu teröristler kimlerdir? Bunların toplumun masum fertlerini gizli bir ÅŸekilde öldüren ve sakatlayan silahları nelerdir? Bu silahların kullanımı niçin halkın bilgisi dışındadır?
Bu teröristler istihbarat ajanlarıdır...
İlk açığa çıktığında tuhaf ve inanılmaz olduÄŸu kadar, ÅŸu bir gerçektir ki, bu silahlar mevcuttur ve toplumumuza karşı kullanılmaktadır. Bu gerçek kendilerine “psikotronik” saldırılar yapıldığını iddia eden çok sayıda kiÅŸinin iddialarıyla beraber incelemeler sonucu elde edilen kanıtlarla desteklenmektedir.
Bunların kullandığı silahlar, “ticaret”te öldürücü olmayan silahlar veya sessiz silahlar olarak nitelendirilir. Bu silahlar yeni deÄŸildir. 50 yıldan daha uzun süredir bunlar operasyonlarda ve toplumun masum bireyleri üzerinde ve “mücadele”de kullanılmaktadır.
Rusya Ordusu, yıllar boyunca yüksek standartlı teknoloji kullanarak günümüzde “Psy-Ops Mücadelesi” olarak adlandırılan hadisede ilk liderdi. Bu sessiz silahlar Rusya Ordusu tarafından kendi ülkelerini savunmak için geliÅŸtirildi. Fakat bunlar durumdan ÅŸüphelenmeyen Rus halkı üzerinde deneyler yapılarak mükemmelleÅŸtirildi.
“sessiz silah”teknolojisinin liderleri olan ve bunu inanılmaz seviyede geliÅŸtiren
Ingiliz ve Amerikan askeri ve polis istihbarat ajanlarının hiyerarÅŸik yapısı içinde bugün hala mevcuttur.
Uzaktan beyin kontrolü ile, davranış deÄŸiÅŸtirme deneyleri, mevcut ststükoyu deÄŸiÅŸtirmeye çalışan insanlara karşı, suikastlar yapılabilmesi için günümüzde pek çok masum ve zararsız insan bireysel veya kitlesel olarak bu zihniyetin sonucundan zarar görmektedir.
Düzen tarafından istenmeyen ve bu sebeple gözden çıkarılan insan gurupları olabileceÄŸi gibi, herhangi bir kiÅŸi veya etnik gurup da ajanların saldırı hedefi olabilir.
Fakat “hedefler” sadece bunlarla sınırlı olmayıp, psikolojik olarak dengesiz kiÅŸiler, mahkumlar, suçlular, yabancılar, cinsel sapmaları olanlar, uyuÅŸturucu bağımlıları ve ölümcül hastaları da içermektedir...
Askeri ve polis istihbarat personeli ve karanlık devlet görevlerinde çalışan fakat bu organizasyonların gerçek gündemini gören ve onların hareketlerini sorgulamaya baÅŸlayan kiÅŸiler de suikast “hedefleri” arasında yer alır.
Bir kurumda üst düzeyde görev alan ve sebepsiz intihar eden mühendisler...
Åžüpheli bir ÅŸekilde düÅŸen uçak...
80 li yıllarda nükleer silahlara karşı protesto eylemlerinde bulunan Greenham Genel Kadınları’na yapılan ve çok iyi bilinen gaddarlıktır. Bunların, barış protestoları esnasında, mikrodalga ışımayla, yanıkları, ÅŸiddetli baÅŸ aÄŸrılarını, göz hasarlarını, geçici felçleri ve kanseri de içeren çeÅŸitli saldırı emarelerine maruz kaldıkları belgelenmiÅŸtir. Bunların bir çoÄŸu saldırılar sebebiyle ölmüÅŸtür.
Halkın büyük çoÄŸunluÄŸu “davranış kontrolü” gayesiyle, kendilerine karşı bu silahların kullanıldığından haberdar olmadığı için bu, “Uzaktan Beyin Kontrolü Silahları” çok güçlüdür. İsihbarat ajanları bu gerçeÄŸi iyi bilmektedirler ve bu sebeble de, bu bilgiyi toplumun gözünden uzak tutmak için ellerinden gelen herÅŸeyi
yapmaktadırlar. İstihbarat ajanları bu gerçeÄŸi açıklamak isteyen kiÅŸilerin de itibarını yok etmek için çaba sarfetmektedirler.
A.B.D. Ordusunun “Körfez SavaÅŸi” sırasında toplu halde Irak taburlarına karşı, “Uzaktan Mikrodalga Beyin Kontrolü Silahları”nı kullandığı, medya (Discovery Kanalı) tarafından topluma açıklandı...
Birçok bilim adamı, Prenses Diana suikastının sadece, İngiliz ve Fransız istihbarat iÅŸbirliÄŸi ile yürütüldüÄŸünü deÄŸil, fakat “baÅŸarıya” ulaÅŸmak için ve “baÅŸarı” süresince, “Uzaktan Beyin Kontrolü Silahları”nın sinsice ve yaygın olarak kullanıldığı konusunda
ikna olmuÅŸtur.
Bu arada günümüzde yaygın olan ve deÄŸerli "pendragon" un söz ettiÄŸi "disinformateur" leri kulak arkası etmemeliyiz...
“Tüm gerçek üç safhadan gider:
Birincisi onunla alay edilir.
Sonra ona karÅŸi ÅŸiddetle direnilir.
Sonunda o kendisini aÅŸikar olarak belli eder...” Schcpenhauer.
Kaynak :
Ruhunyolculugu.com