Hong Kong'un kalabalık sokaklarında gerilla usulü çekilen politik kurgu 'Darbe'de, Chris Evans, Dakota Fanning, Camilla Belle ve Djimon Hounsou rol aldı. Zihin okumak, geleceği görmek gibi özel yeteneklere sahip kahramanlar, peşlerindeki gizli örgüt Divison'dan sonsuza kadar kurtulmak için güçlerini birleştirir
DARBE
Yönetmen : Paul McGuigan
Senaryo : David Bourla
Görüntü Yönetmeni : Peter Sova
Oyuncular: Chris Evans (Nick Gant) , Dakota Fanning (Cassie Holmes) , Camilla Belle (Kira Hudson) , Djimon Hounsou (Henry Carver)
FİLMİN KONUSU
DüÅŸünce yoluyla eÅŸyaları hareket ettirebilme, böylelikle de yeni bir realite yaratma ve düÅŸmanına dokunmadan öldürebilme üzerine kurulu olan psiÅŸik casusluÄŸun hüküm sürdüÄŸü ölümcül bir dünya tasarlanmış. OlaÄŸandışı yeteneklere sahip genç bir kız ve erkek bir savaÅŸta gizli bir görev üstlenirler ve kazanmalarının tek yolu geleceÄŸi deÄŸiÅŸtirmektir.
YAPIM HAKKINDA Darbe’de geçen, normal insanların üstün yeteneklere sahip olduÄŸu ve bu gücün bir takım devlet ajanları tarafından kontrol edildiÄŸi bir dünya yönetmen Paul McGuigan’ın meraknı uyandırmış ve yönetmen kendini internette “PsiÅŸik Güç Deneyleri”nin içeriÄŸini ararken bulmuÅŸ. “BulduÄŸum ÅŸeyler inanılmazdı. 1949’da SoÄŸuk SavaÅŸ baÅŸlamak üzere iken insanlar beyinin gücünü araÅŸtırmaya baÅŸlamışlar.”
McGuigan, araÅŸtırmalarında farketmiÅŸ ki 2.Dünya Savaşı’nı takip eden yıllarda, bilgi edinmek için psiÅŸik güç kullanma Amerika ve Sovyetler BirliÄŸi’nde bir yöntem olarak kullanılmaya baÅŸlanmış.
Yapımcı Glenn Williamson ÅŸöyle diyor; “DüÅŸünsenize, elinizde öyle birileri var ki, size geleceÄŸi birebir aktarabiliyor veya baÅŸkalarının düÅŸüncelerini manipule edebiliyor. Bu mükemmel bir casusluk ve istihbarat fırsatı...”
Yapımcılara göre, bu filmi diÄŸer süper kahraman hikayelerinden ayıran ÅŸey, ardında yatan durumun gerçek olması ve bir dönem gerçekten devletlerce kullanılmış olmasıdır. “Filmin konusu doÄŸaüstü güçler deÄŸil zaten. Aksine insanların gerçekten uygulayabilecekleri doÄŸal güçlere dayanıyor. Mesela “uzaktan izlenim” diye bir yapabilitenin gerçek kayıtları var. Amerikan BüyükelçiliÄŸi binasında bir olay geçmiÅŸse,bu kabiliyette bir insan binanın yapısını ve olayın am olarak hangi odada geçtiÄŸini size söyleyebilir.
Filmdeki gerçeklik hissini verebilmek için yönetmen ve yapımcılar daha çok oyunculuklar üzerinde durmuÅŸlar. McGuigan’e bu konuda yardımcı olan ÅŸeylerden biri de bilgisayar animasyonlarını mümkün mertebe az kullanmak olmuÅŸ. “YeÅŸil ya da mavi filtre kullanmak istemedim çünkü gerek hayatta olduÄŸu gibi görünsün istedim. Bunu eski usta yönetmenlerden görebiliriz. O zamanlar bilgisayar efektleri yoktu. “
Yapımcılar içinde yaÅŸadığımız dünyaya benzer bir dünya yaratmak için çok çaba sarfettiler, tabii buna yeni birÅŸeyler de ekleyerek..”Filmde tam olarak ne olduÄŸunu anlamadığınız çok güzel sahneler var. Dakota’nın oynadığı karakter geleceÄŸi görebiliyor fakat gördükleri ile olanlar baÄŸdaÅŸmayabiliyor, anılar gibi güvenilmez olabiliyorlar.”
“Sinemada bir filme giderken beklentimiz bizi baÅŸka bir dünyaya sürüklemesidir. Bu tamamen kurgu bir dünya da olabilir, yoÄŸun derecede gerçekik taşıyan bir dünya da. Darbe dünyasının kendi dünyamız gibi gerçek, ama abartılı görsel tarza sahip olmasını istedik. Sonuçta bizim dünyamızdı ama deÄŸildi de.”
ÇEKİM NOTLARI
Antik Çin sanatı feng shui’ye göre, Hong Kong’un okyanus, daÄŸ ve düzlüÄŸünün yarattığı ejder görünümlü benzersiz uyumu, orayı sıradışı kılan özelliklerden bri. Çin, Hong Kong ve Sömürge İngilteresinin filmde set olarak seçilmesi debu anlamda tesadüf deÄŸil elbette.
“Aklımızdan geçen Casablanca’daki Humphrey Bogart gibi birÅŸeydi” McGuigan. “I30 ve 40’larda Casablanca her türden suçluyu barındırırmış. Saklanmak için mükemmel bir yer çünkü herkesin gidebildiÄŸi bir yer. İşte biz de kendi Casablanca’mıız bulmalıydık ve Hong Kong milyonlarca kalabalığıyla mükemmel bir yerdi.
Tüm bu karmaÅŸanın ortasında filmi çekmek kolay olmamış. Sonunda “gerilla tipi” film çekimine karar verilmiÅŸ. “Oyuncuları sokaÄŸa, kalabalığın arasına gönderiyorduk ve öylece oynuyorlardı. Her bir sahne tek çekim olmak zorundaydı çünkü yoksa arka plan deÄŸiÅŸmiÅŸ oluyordu ve bunu engelleyemezdiniz.”
Prodüksiyon amiri François Séguin, tüm Asya ve özellikle de Çin’i görsel bir hazine olarak görüyor. “Çok güzel, yoÄŸun ve zengin ruhu olan bir yer. Heryerde renk kullanmaktan hiç çekinmemiÅŸler, bu da bizi özgür kıldı. Batı filmlerinde paletiniz daha kısıtlıdır çünkü hayat da öyledir. Fakat burada, tamamen açıksınız, özgürsünüz. “
McGuigan ÅŸehirdeki teknolojinin tamamen benzersiz lokal materyallerle yapılmış olmasından da çok etkilenmiÅŸ. “Hong Kong’da herÅŸeyin hammaddesi bamboo. Bamboo ilkel bir materyal gibi geliyor kulaÄŸa fakat gökdelen yapımında bile kullandıklarını düÅŸününce hayrete düÅŸüyorsunuz. Grafik çok yoÄŸun ve organik. Bamboo ile istediÄŸiniz herÅŸeyi yapabilirsiniz, inanılmaz saÄŸlam bir madde ve çok da güzel.
PsiÅŸik casusluÄŸun ardında yatan ölümcül dünya, sadece film yapımcılarının hayal gücüne baÄŸlı bir olgu deÄŸil; Amerikan ordusunun psiÅŸik eÄŸitim almış askeri güçlerine dayanan bir gerçeklik. Bunun en iyi örneklerinden biri Amerikan Ordusunun desteklediÄŸi meÅŸhur Project Stargate (Yıldızgeçidi Projesi). Bu eÄŸitimi alan psiÅŸiklerde, paranormal yetenekler göze çarpmış ve rapor edilmiÅŸ (yer belirleme, tahmin gücü gibi).
1970-1995 arası Stanford Üniversite’sinde yapılan alt projelere göre Project Stargate geleceÄŸi görme gibi yetileri saha bilimsel kılacakprotokoller geliÅŸtirmiÅŸler. Sovyet BirliÄŸi’ndeki telekinesis çalışmalarına karşı yürütülen bir proje olarak öne sürülmüÅŸ.
Uzaktan izlenim, telekinesis ve gelecek tahmini dışında hipnotize, uzaktan hipnotize gibi yetiler de ilaç, uyuÅŸturucu,ÅŸok terapi, radyasyon ve baÅŸka tekniklerle denenmiÅŸ.
1 Dünya Savaşı sırasında Alman ve İngiliz doktorlar psiÅŸik deneylerde bulunmuÅŸlar; özellikle de savaÅŸtan kaynaklanan ruhsal çöküntülerin tedavisinde hipnotize teknikler kullanılmış. George Hoban Estabrooks (Harvard’lı psiikoloji porfesörü) da zeka geliÅŸimi için kullanmış bu yöntemleri. Estabrooks kendi yöntemiyle hipnozla etkilediÄŸi türler dışında bir ajanı iki kiÅŸilikli hale getirmeyi de baÅŸardı. Uzaktan hipnotize yöntemi de kullandı.
Darbe’de geçen ve gerçek dünyayla parallellik gösteren bir baÅŸka konu da gönüllü olmayan kiÅŸilere uygulanan zihin kontrolü – kiÅŸileri psikotrop ilaçlarla intihara sürüklese bile...
SavaÅŸ sonrası, SoÄŸuk SavaÅŸ döneminde öne sürülen bir diÄŸer program MK-ULTRA da CIA’in zihin kontrolü için geliÅŸtirdiÄŸi bir programdı ve Bilimsel Zeka Ofis’i tarafından da kimyasal sorgulama alanında destekleniyordu. Programın asıl unsuru, SoÄŸuk SavaÅŸ sırasındaki casusları tespit etmek üzere kullanılan “doÄŸruluk ilacı”ydı. McGill Universitesi (Kanada)da çalışmaları yürütülen proje için psikiyatrist Donald Ewen Cameron, elektrokonvülsif terapi, LSD, uzun süreli uyuÅŸturucu destekli koma, uykusuz bırakma, ses, tekrar eden ses kasetleri gibi deÄŸiÅŸik yöntemlerle hafıza yerleÅŸtirme ve hafıza silme üzerine kuruluydu. Onayı ve rızası alınmamaış denek hastalar üzerinde uygulanan deneyler bazı hastalarda kalıcı hasar ve ölümle sonuçlandı. Bu deneylerin kayıtları CIA tarafından 1973 yılında sildirildi fakat benzer deneylerin halen uygulandığına dair bilgiler de mevcut.